“Neualtherapy” ismi, iyileşme elde etmek için sinir sistemine etki edilmesi anlamında kullanılmıştır. Kronik baş ağrısı ve diğer ağrılı hastalıkların, düzensizliklerin çoğu kez aniden ortadan kaybolması, kullanılan preparatın İ.V olarak kan dolaşımına katılmasından olmayıp bu enjeksiyonun damarı çok yakınındaki dokulara yapılmasından kaynaklandığı ispatlanmıştır. İyileşmenin, preparatın organizmada emiliminden çok önce görülmesi, bize sistemdeki elektriksel iletişimin varlığını hatırlatır. Sadece istem dışı çalışan Otonom Sinir Sistemi (O.S.S) böyle süratli bir iletiyi gerçekleştirebilir. İnsan organizmasından, yaşam sürdüren bu sinirler çok geniş bir elektriksel ağ yapısı (network) içindedirler. Eğer bir karşılaştırma yapacak olursak, bedenimizdeki bu sinirlerin uzunluğu dünyamızın çevresinden 12 kat daha fazla olup bedenimizde bulunan 40 trilyon hücreyi bir ağ dokusu şeklinde birbirlerine bağlarlar. Bu otonom sistem neuravegetatif sistem – bedenimizdeki tüm yaşam faaliyetlerini kontrol eder; solunum sistemini, dolaşım sistemini, vücut ısısını, sindirim salgı bezlerini, metabolizmayı, hormonal faaliyetleri ve salgılanmalarını ayarladığı gibi, uyku halinde de kalp ve dolaşım sistemini kontrol eder ve yaşamı otomatik olarak düzenler. Bugün bildiğimiz bir gerçek ise bu sinirsel hastalıklara, diğer bir deyimle dengesiz fonksiyonların oluşmasında ve/veya bedensel dengelerin tekrar sağlanmasındaki iletişim yollarıdır. Procain diğer nöral terapide kullanılan preparatlar, sorunlu bölgelere doğru yöntemlerle uygulandıklarında otonom regülasyon bozuklukları elimine ederler, diğer bir deyimle, fonksiyon bozuklukları kendi kendine ortadan kalkar.Böylece sinirler ve dokulardaki elektriksel iletimin düzenlenmesi sonucu, düzensiz hale gelmiş, bozulmuş beden fonksiyonlarının tekrar normal duruma gelmesiyle hastanın eski uyumlu sağlık fonksiyonlarına geri dönmesi mümkün olur. Hastalıkta, diğer bir deyimle düzensiz veya dengesiz fonksiyonların görülmesinde organizma bir şekilde bir bütün olarak kontrol dışı kalır. Bir organ (kalp, safra kesesi, göz, eklem gibi…) tek başına vücuttan izole edilmiş bir şekilde fonksiyon dengesizliğine, düzensizliğine uğramaz. Hastalık olarak tanımladığımız bu düzensizlikler sadece ilgili organda olmayıp bütün vücutta ve de ruhsal yapıda kendisini gösterir. Gerçekte hekimin görevi sadece basit olarak ilgili organa müdahale etmek olmayıp, aynı zamanda bütün bedeni uyumlandırmak, düzenli fonksiyon yapar hale getirmektir. Ağrının ortadan kaldırılması, iyileşmeye doğru giden bir zincirleme reaksiyon meydana getirir. Örneğin, bir adelemizi biçimsiz bir hareketle zedelediğimizde ağrı oluşur. Ağrı çevre adele dokularda spazm ve kasmalar meydana getirir. Sonuç olarak kan dolaşımı engellenir, kan bu bölgeye normal zamandaki gibi kolayca ve rahatça istenildiği gibi ulaşamadığından, ihtiyaçtan daha az oksijen gelecek ve sonuçta metabolik atıklar gerektiği gibi uzaklaştırılamayacak ve ağrı artacaktır. Böylece fasih daire tamamlanır, ağrı spazm yapar, spazm kan dolaşımını kısıtlar, bundan dolayı daha fazla ağrı olur. Daha fazla ağrı daha çok spazm yaratır. Sonuçta tek taraflı adele gerginliği vertebralardan bir tanesini hareketlendirir, konum değiştiren vertebra ilgili sinir üzerine baskı uygular, tablo ağırlaşarak seyreder ve giderek daha karmaşık hale gelir. Bu da bize basit bir lumbagonun nasıl ciddi bir siyatiğe dönüştüğünü göstermektedir. Bununla beraber ağrı spirali sadece local olarak bulunduğu yerde kalmaz, çok daha uygun düzensizlikleri ortaya koyar; ağrı sonucu uykusuzluk, sinirsel dayanıklılık giderek arttığı için asta daha sinirli ve hassas olur. Doktor ağrı giderici verir, mide ve sindirim sistemi etkilenir. Karaciğer alınan ilaçları vücuttan atmadan deteksifikasyonda zorlanır, dolayısıyla iştah kesilir. Bir olay diğer başka bir olayın oluşmasına yol açarak bir olaylar zinciri oluşmaya başlar. Sonuçta kişi bedensel ve ruhsal olarak hastalanır, umutsuzluğa sürüklenir. Kendisinin tedavi edilemez bir vaka olduğuna inanmaya başlar. Bunların sonucunda organizma kendisini bu fasit daireden kurtaramaz. Nöral terapinin en büyük görevi, enjeksiyonlarla bu fasit daireyi kırarak ağrıyı ortadan kaldırıp dengenin yeniden sağlanması için sinyalleri göndermektedir. Böylece ağrının kaldırılmasıyla spazm’ın yok olması, kan dolaşımının tekrar gerektiği gibi sağlanması ve böylece oksijen alımının normale dönmesi sonucu artık maddelerin bölgeden uzaklaştırılarak ortamın normale dönmesini sağlamaktadır. Bu da segmental tedavide pozitif reaksiyonların, anestezi etkisinden neden daha uzun olduğunu ve tedavi tekrar edildikçe iyileşme süresinin nasıl arttığını açıklamaktadır.
Nöral Terapi Uygulanan Haslıklar
- Ağrı tedavisi Boyun
- Sırt ve Bel Ağrıları
- Yüz felci
- Sinüzit
- Fibromyalji
- Çeşitli kas ağrıları
- Kas ve iskelet sistemi ağrıları
- Kulak çınlaması
- İşitme kayıpları
- Kulak ve diz ağrıları
- Hormon problemleri
- Migren ve diğer baş ağrıları
- Trigeminal nevralji
- Alerji Kronik tonsillit
- Kronik kabızlık
- Detoksikasyon
- Mide ülseri
- Baş dönmesi
- Glokom
- Yara izleri tedavisi
- Guatr tedavisi

